Eğitimimiz Ne Oldu?

Kuzey Makedonya, kendi sınırları içerisinde hoşgörülü bir toplumun meydana gelmesi için entegre edilmiş eğitim sisteminin geliştirilmesi önemli bir alan olduğu ve ihtiyaç duyulduğu bir sisteme gidildiği görülmektedir. Makedonya’da bir toplumun var olması için entegre eğitimi ve entegrasyon önemli çalışmalardan biri olup, son yıllarda bu tür eğitim sorunları ile ilgilenerek entegrasyon ve çok kültürlülük alanın geliştirilmesine gidilmektedir. Bütün bunlara rağmen yeni eğilim olarak çok kültürlülük, entegre eğitimi ve kültürler arası eğitim alanında modeller geliştirmeye başlandı. Kültür kavramından yola çıkılarak eğitim sisteminin irdelenmesi, çok tartışılan kültürler arası kavramı, entegre ve çokkültürlü kavramlar tanımlanarak, kavramın temel özelliklerinin belirlenmesi, öğretme-öğrenme sürecinde kültürler arası eğitim ve çok kültürlü bir ortamın tasarlanması ve bireylerin sahip olması gereken yeterliklerin ortaya konulması amacıyla kurgulanmıştır. Ancak kültürler arası eğitime ve çok kültürlülüğe yönelik farklı bakış açıları incelendiğinde, karşıt görüşlerin ön plana çıktığı görülmektedir. Çok kültürlülüğü savunan bilim adamlarının temel savunuları, toplumsal yapının farklılıklarla zenginleşip demokratikleşmesiyken, karşıtların görüşlerinde ise çokkültürlülüğün toplumsal yapıyı ve bütünlüğü parçalayıcı bir yapıya sahip olduğu dile getirilmektedir. Bu çalışma kapsamında Kuzey Makedonya eğitim sistemi ve kültürler arası eğitim-öğrenme, genellikle çok kültürlülüğün ve çok dilliliğin o topluma yansıması şeklinde görülmüştür.

Son yıllarda, eğitimle ilgili çalışmalarda kültürler arası (intercultural) eğitim ve çok kültürlü eğitim (multicultural education) kavramlarının önemli bir yer tuttuğu görülmektedir. Makedonya’da tarım toplumundan, sanayi toplumuna, ardından bilgi toplumuna geçişin, yaşanan göç olaylarının ve ülkeler arasında, ekonomik, sosyal vb. amaçlarla oluşturulan birliklerin, bu kavramların önemini daha da artırdığı söylenebilir. Toplumlar bu dönemde, yerelden evrenselliğe doğru bir geçiş yaşamaktadırlar. Bu geçiş dönemi, eğitimde evrensel ilkelerin oluşturulmasını ve farklı kültürlerin tanınarak, kültürler arası etkileşimin ivme kazanmasını zorunluluk haline getirmiştir. Bunlara ek olarak, çağdaş toplumlarda, yetiştirilen bireylerin farklı kültürel gruplarla etkileşim içerisinde olmaları ve etkileşimlerinde olumlu tutumlar geliştirmeleri beklenmektedir. Bu nedenle, gelişmiş ülkeler eğitimle ilgili sorunlarını belirleyip çözümler üretirken, çok kültürlü eğitim çalışmalarına da yer vermektedirler. Bunun sonucu olarak da günümüz ulusal devletleri vatandaşlık kavramını, evrensel değerler çerçevesinde yeniden tanımlamak ve anlamlandırmak durumunda kalmaktadırlar.

Eğitim sistemi ve yeni eğilimler,Makedonya Cumhuriyeti eğitim sisteminde 1991 yılında çıkarılan Eğitim Sistemi Yeniden Düzenleme Yasası ile bazı değişiklikler yapılmıştır. Bu  değişikliklerden sonra Makedonya Eğitim Sisteminin genel amacı, “Çocuklar için mutlu bir çocukluk ve hayata daha iyi bir başlangıcı teminat altına almak, gençler için fırsat eşitliğini sağlamak, herkes için çeşitli hünerlerini geliştirerek ülkelerine zengin bir miras bırakacak gelir teminini hazırlamaktır. Bunun yanı sıra öğrencilerin, toplumsal beklentiler karşısında kendi gereksinim ve özelliklerini tanımalarına ve gerçekçi bir benlik kavramı oluşturmalarına ve kendi yaşamlarıyla ilgili kararlar alabilmelerine yardımcı olunmasıdır.” şeklinde belirlenmiştir. Bunun için toplumlar, bireylerine daha iyi bir hayat tarzı sağlamak için, eğitim sistemlerini diğer ülkelerin eğitim sistemleriyle karşılaştırarak sürekli geliştirmek istenmektedir. Her ülke, toplumun çağdaş gelişimlere uyabilmesi için eğitim sistemini geliştirmek zorundadır. Bu gelişim için eğitim politikasını tahlil etmek ve eğitime yönelik yaklaşımları geliştirmek durumundadır

Ancak Makedonya’da eğitimi etki eden etkenler, faktörler vardır. En önemli faktörelerden de biri dil faktörüdür, bu faktörde bir ülkede birden fazla dilin konuşulması, resmi dilin tek yada iki dilde olması eğitimi etkilemektedir ve sorunlar günden güne artmaktadır. Eğitim bir kültür aktarma aracı ise, eğitimin en başta gelen görevlerinden birisi kültür zenginliklerini toplumsal yaşama biçimlerini genç kuşaklara aktarmaktadır. Bu durumda her ulusun, her türlü düşünce ve öğrenme eylemi anadili temeli üzerinde oluşur. Anlaşılıyor ki ulusal eğitimde ve anadili eğitiminde en çok önem verilerek günümüze kadar ve gelecekte düşünen, eleştiren, sağduyulu, tutarlı ve öz konuşan insan tipinin yaratılması okullarımız dahi dil eğitiminin başarıya ulaşmasına bağlıdır. Son dönemde eğitim sisteminde yeni bir eğilim olarak geliştirilen kültürler arası eğitim ve çokkültürlü eğitim çalışmaları büyük hız almaktadır. Kültürlerarası eğitim nedir?, Kuzey Makedonya eğitim sistemi örneğine bakıldığında ve kültürler arası eğitim nedenli geliştiği, sorusundan yola çıktığımızda, diğerlerin kültürlerini tanımaları üzerine farklı içerikleri öğrencilere izah etmek, onların kültürleri hakkında bilgi edinerek, diğerlerine saygı duymayı öğrenmeyi amaçlamaktadır.Kuzey Makedonya`da çok etnikli entegre eğitim durumuna baktığımızda, farklı dillerde eğitim gören öğrenciler arasında hep daha çok ortak faaliyetlerin uygulanması yada farklı bir şekildeders faaliyetleri kapsamında mümkün olmadığı zaman, ders dışı faaliyetler devreye girer. Öğrencilerin ne yapacakları çok önemli değildir, asıl önemli olan şey ortak çıkarlar için beraberce birşeyler yapmaktır. “Çokkültürlülük” ve “çokkültürlü eğitim” kavramlarının içi, büyük ölçüde liberal bir özle doldurulmuştur. Çokkültürlülük, kimilerince tartışmasız bir biçimde ve eleştiri süzgecinden geçirilmeden yüceltilmektedir. Karşıt görüşte olanlar ise, bu kavramı ya “küresel kapitalizmin yeni bir tuzağı” olarak ya da “millî birlik ve beraberlik ruhu”na aykırı görerek kategorik bir değerlendirme ile bir kenara itivermektedirler. Tek kültürlülüğe karşıt olarak çoğulcu bir kültürel anlayışı ifade etmek üzere “kültürel çoğulluk” kavramını kullanmak mümkündür. Burada çokkültürlülük kavramının kullanılması tercih edilmiştir. Ancak, çokkültürlülük tartışmalarını, demokratik düşüncenin geleceği açısından önemsemek gerekiyor. “Heterojenliği ve farklılığı tanıyabilen, ama her birimizi yalnızca bir yönle tanımlayan bir özcülüğe teslim olmayan yeni bir politik dil bulmak zorundayız.” Çokkültürlülük kavramı kendi içerisinde iki boyutlu bir yapı oluşturmaktadır. Bu boyutlardan biri farklılıkları tanımlayıcı, diğeri ise farklılıklara değer verici bir yapı sergilemektedir. Çokkültürlülügün ilk boyutu toplum içinde yer alan çok sayıdaki etnik ve kültürel grupların varlığına işaret etmektedir. Bir ülke nüfusunun farklı etnik kümelerden oluşması, onu ancak tanılayıcı düzeyde çokkültürlü yapar. Çokkültürlü toplum modelini belirleyen, nüfusun farklı etnik kökenlerden gelen kişilerden oluşması değil, bu kişiler arasındaki toplumsal ilişkilerin belirli bir özgün çerçevede düzenlenmesidir. Bu da ikinci boyutu, yanı değer verici yapıyı oluşturmaktadır.

Aynı toprak parçası üzerinde farklı veya benzer kültürel değerlere mensup bireylerin karşılıklı olarak üst ve alt kültürlerle gerçekleştirdikleri etkileşim ve iletişime bağlı olarak belli bir kültürel yapıya uymaları veya onu özümsemeleri şeklinde tanımlayabileceğimiz kültürler arası öğrenmede; birbirini kabullenme, dilsel ve dinî çoğulculuk, saygı ve hoşgörü esas olup çeşitli alt kültürlere ve üst kültüre ait ulusal değerlerin yanında dış etkenlere bağlı olarak evrensel değerlerin de benimsenmesi söz konusudur. Kültürler arası eğitimin asıl amacı, öğrencilerin çokkültürlü toplumlarda beraber yaşamak için vazgeçilmez unsur olan etkileşimi öğrenmeleridir, bununla birlikte farklı etnikler/kültürler arasındaki etkileşim yardımıyla önyargıların azaltılması, işbirliğinin artması, faaliyetlerin rekabete dayalı değil, işbirliği atmosferi içerisinde gerçekleşmesi, herkesin etkili olabilmesi için birbirlerinden faydalanma olanaklarının oluşmasıdır.

Eğitimimiz entegre mi? çokkültürlü mü? kültürlerarası mı? oldu!!!

Peki bizim sistem ne oldu?

Osman Emin