NÜFUS SAYIMINDA KİMLER SAYILMADI ?


NÜFUS SAYIMINDA KİMLER SAYILMADI ?

Ülkemizde kişi hak ve hürriyetleri anayasa ile teminat altına alınmakla birlikte, kolektif haklarımız sayılar- oranlar ile belirlendiğinden ötürü, nüfus sayımı “azınlıklar açısından stratejik” öneme haizdir. Bu önemin bilinci sonucu olarak 2001yılı nüfus sayımına ve 2011 yılı nüfus sayımı sürecinde etkin görev alarak sahada yaşanan sorunları yakından müşahitlik etme imkanım oluştu.

Ülkemizde nüfus sayımı, belirli bir metodoloji ile gerçekleşen sosyal bir süreç aynı zamanda toplum mühendisliğinin bir aracıdır. Ülkelerin yönetimi bakımından gerek üretim gerek askerî güç için gerekli olan insan sayısı ancak nüfus sayımlarıyla tespit edilebilmektedir.

Nüfusun miktarı kadar nüfusun özellikleri de ülke yönetimi bakımından önem taşımaktadır. Bu nedenle nüfus sayımlarında nüfusun milliyet, cinsiyet, yaş, eğitim, çalıştığı iş kolu ve yaşadığı yer belirlenmektedir.

Nüfusun niteliklerini oluşturan bu özellikler sayesinde ülkeler daha sağlıklı kalkınma ve ekonomik politikaları uygulayabilmektedirler. Demografik yapının özellikleri, ülkemizde yaşayan milliyetlerin kaderini ciddi anlamda etkilemektedir.

2021 yılında gerçekleşen son nüfus sayımının sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte acaba kimler sayılmadı ? sayımız bu kadar azaldı mı? türden sorulara kısa cevaplar:

Beyin Göçün statüsünde olanlar:

Büyük öğrenci projesi ile başlayan ve yaklaşık 30 yıldır artarak devam eden Anavatan Türkiye’de eğitim alan insanımızın sayısı başlangıçtan günümüze kadar 10.800 cıvarındadır. Okumak için Türkiye’ye gidenlerin % 63.9 ( bayanlar % 78, erkekler % 54.9 ) maalesef geri dönüş gerçekleştirmemiştir.

Bunun yanısıra, geri dönmeyen öğrencilerden sonra velilerin de bir kısmının Türkiye’ye göç ettiği bilinmektedir. Öğrencilerin geri dönmeyip oluşturdukları beyin göçü ve ailelerin de buna iştirak etmesiyle birlikte son 20 yılda “sessiz göçün” sayısı takriben 8000 kişi üzerindedir.

Türkiye’de okumak için gidip, Türkiye’de yerleşen öğrenci adaylarından sonra, velilerin de göç ettiği (daha geniş bilgi için bknz: Abdülmecit Nuredin: Balkanlardan Türkiye’ye Göç ve Etkileri, Selda Adiller: Ulus-Ötesi Göç ve Evlilik Bağlamında Kadın Göçü: Türkiye’nin Makedonyalı ve Kosovalı Göçmen Gelinleri, İncilay Şabani: Makedonya’dan Türkiye’ye Beyin Göçü ) yapılan sosyolojik araştırmalarda gözlemlenmiştir.

Bu rakam beyin göçünün boyutunu gözler önüne sermektedir. Türkiye’de okumak için gidip, geri dönmeyenlerin büyük bir kısmı nüfus sayımında dahil edilememiştir. Milli Sayım Koordinasyon Kurulu, bilgi ve strateji eksikliğinden ötürü söz konusu Türkiye’de ikamet eden mezunlarımıza ulaşmada yetersiz kalmıştır.

İşçi Göçü Statüsünde Olanlar:

Ekonomik kaygıdan ötürü kendi geleceğini yurt dışında ikame ettirmeye çalışan ve sayıları binlerce ifade edilen gurbetçilerimizin bir kısmının nüfus sayımına katılamadığı aşikardır.

Asimilasyona maruz kalanlar:

Ülkemizde dozajı artarak devam eden asimilasyon sürecinden insanımızın belirli bir kısmı etkilendiği ve kendi kimliğinden vazgeçtiği gerçeği ile yüzleşmek mecburiyetindeyiz.

Devlet İstatistik kurumunda milliyeti silinenler:

Son olarak devlet istatistik kurumunun açıklamalarına istinaden, 100.000 üzerinde kişinin milli mensubiyetinin açıklanmadığı gerçeğinden hareketle, burada belirli bir sayının Türk olduğu muhakkaktır.

Özetle, beyin göçü ve bunu takip eden aile göçü, işçi göçü, asimilasyon ve “milliyeti belli olmayanlar” statüsünde en az 22.000 Türk, nüfus sayımı dışında kalarak, yıllarca sayımızın niye artmadığına dair, araştırmak için iyi bir çerçeve niteliğini oluşturmaktadır.

Devlet istatistik kurumunun nüfus sayımı ile ilgili resmi açıklamaları ardından gerçekleşen, Türk toplumu tarafından tepki olarak gerçekleşen açıklamalar, tepkiler, suçlamalar, kınamalar dışında somut bir çalışma maalesef gerçekleşmemiştir.

Öneri olarak, MATÜSİTEB-YTB işbirliği ile Makedonya’dan Türkiye’ye okumak için gidip, geri dönmeyen insanımızın sayısını ve statüsünü tespit edip, geleceğe yönelik “beyin göçünün durdurulmasına yönelik strateji” geliştirmesi iyi bir başlangıç olacağı kanısındayım.

 

PROF. DR. ABDULMECIT NUREDIN